Afrika’daki İlk Hominidler Et Yiyor muydu?

Afrika’daki İlk Hominidler Et Yiyor muydu? Leave a comment

Afrika’daki İlk Hominidler Et Yiyor muydu?

Afrika’daki İlk Hominidler Et Yiyor muydu?

Besin, modern insanın tüketim tutkularından biri. Ancak belki de bu yorum, kalori sağlamak için daha çok uğraşmaları gereken en eski atalarımız için daha fazla geçerliydi. ilk hominidlerin damak zevkine tam olarak hangi tatların çekici geldiği konusu uzunca bir süredir tartışılıyor. Antropologların, eski beslenme biçimlerini dişlerin aşınma durumu, çene ve diş biçimi gibi dolaylı kanıtlara bakarak anlamalarının gerekmesi de bu tartışmayı hareketlendiriyor. Araştırmacılar, 3 milyon yıl önce Afrika otlaklarındaki ilk hominidlerin yediği besin çeşitlerini belirlemede, dişlerin kimyasal bileşimine dayanan yeni ve akıllıca tasarlanmış bir yöntem kullanıyorlar. Güney Afrika’daki Cape Town Üniversitesi’nden paleoantropolog Julia Lee-Thorp ve New Jersey’deki Rutgers Üniversitesi’nden öğrenci Matt Sponheimer, Australopithecus africanus’un diş minesindeki karbon izotoplarını incelemişler. A. africanus, ayakta yürüyebilen, küçük beyinli ve olasılıkla ağaçlarda yaşayan bir hominiddi. Araştırmacılar, bu türün ormanda yetişen meyveler ve yapraklarla geçindiğini düşünüyordu. Ancak izotoplardan elde edilen veriler (doğrudan inceleme yoluyla elde edilen), bu türün, bitkiler ya da otlarla beslenen hayvanlar da dahil olmak üzere, çok çeşitli besinler yediklerini ortaya koyuyor. insanın kökenine ilişkin pek çok kuram, kendi cinsimizin (Homo) beyin gücündeki ani artışı, et bakımından zengin bir beslenme düzenine geçişle açıklıyor. Yeni veriler, et yemenin, yalnızca Homo’ya özgü olmayıp daha ilkel türlerin de başvurduğu bir taktik olma olasılığını gündeme getiriyor. izotopların incelenmesi, eskiden yaşamış hayvanların beslenme biçimleri ve yaşam alanlarına ilişkin bilgi sağlıyor; çünkü farklı bitki çeşitleri karbonu birbirinden az da olsa farklı şekilde kullanıyor. Bitkiler karbon dioksiti şekerlere dönüştürürler. Karbon-dört (C4) bitkileri adı verilen (tropikal otlar ve eğir otları gibi) bitkiler, karbon-üç (C3) bitkileri adı verilen ağaçlar, çalılar ve fundalara göre, karbon-13’ü daha kolay kullanırlar ve dokularında bundan daha çok bulundururlar. Otçullar, bu bitkilerdeki izotopları yapılarına daha çok alırlar; buna bağlı olarak etçiller de yedikleri otçullardan bunu alırlar. Sponheimer ve Lee-Thorp, A. africanus’un ne yediğini saptamak için, Johannesburg’un 325 km kuzeyinde kemiklerle dolu bir mağarada bulunan dört hominid örneğinin izotop oranlarını, yine aynı yerde bulunan 19 başka canlınınkiyle karşılaştırmışlar. Elde ettikleri veriler üç grupta toplanmış. Üç parmaklı bir at ve Afrika yabandomuzunun da dahil olduğu bir grup hayvanda, karbon-13’ün karbon-12’ye oranı daha yüksek çıkmış. Bu bulgular, bu hayvanların otlaklarda beslendiklerini gösteriyor. Gergedan ve impalayı da içeren bir başka hayvan grubunda bu oranlar daha düşükmüş. Olasılıkla bunlar, yiyeceklerinin çoğunu ormandan elde ediyorlardı. Bu iki grubun ortasına da leş yiyici sırtlanlar ve hominidler düşüyor. Böylece A. africanus, besinlerinin en azından bir kısmını otları, otların tohumlarını ya da ot yiyen hayvanların etlerini yiyerek karşılıyor olmalıydı. Sponheimer, bu türün evlerinin ağaçlar, beslenme alanlarınınsa açık alanlar olabileceğini belirtiyor. Bu tür, bilinen ilk et yiyen insandan yarım milyon yıl önce yaşamış olsa da, et yiyor olabilirdi. A. africanus’un dişlerinin aşınma biçimleri, ot yiyenlerinkine benzemiyordu. California Üniversitesi’nden izotop jeoloğu Paul Koch, izotoplardan elde edilen verilerin, bu türün ot yiyen bazı hayvanlarla beslendiğini gösterdiğini söylüyor. Koch, bu türün sırtlanlar gibi beslenmediklerini, ancak küçük hayvanları avlayarak ya da yeni ölmüş hayvanları yiyerek besleniyor olabileceklerini de düşünüyor. Wisconsin Üniversitesi’nden paleoantropolog Margaret Schoeninger’a gelince o, izotop verilerini  kabul etse de A. africanus,’un et yediğinden kuşku duyuyor. Et yedikleri düşünülen ilk hominidlerin (Doğu Afrika’da bulunan 1,8 milyon yıllık örneklerin) daha küçük dişleri ve çiğneme kasları   var. Schoeninger’a göre, A. africanus’un büyük dişleri ve güçlü çenesi, onun temel olarak   dişleriyle kırarak fındıksı meyveler yediğini gösteriyor. Karbon-13’ün fazlasınınsa, bitkilerin tohumları ndan ya da bitkileri yiyen böceklerden  geldiğini düşünüyor. Oksijen, stronsiyum ve kalsiyum gibi başka elementlerin izotop oranlarınınsa, etçilleri otçullardan ayırdetmeye yarayacağını belirtiyor. A. africanus ne yerse yesin, araştırmalar bu türün, her ne kadar tırmanmaya uyum göstermiş olsa da zamanının çoğunu sık ormanlardansa açık alanlarda geçirdiğini gösteriyor. Hominidler, geniş bir besin grubunu deneme eğilimindeydi. Çünkü izotop değerleri, diğer hayvanlara göre daha geniş bir dağılım gösteriyordu. Columbus Üniversitesi’nden Jeffrey McKee, bu hominidlerin doğrudan atalarımız olmayabileceğini, ancak bizim soyumuzun anahtar özelliklerinden birine sahip olduklarını, yani “özelleşmiş değil, uyum sağlamış hayvanlar” olduklarını belirtiyor.

www.sciencemag.org/cgi/conten/full/283/5400/303

Ç e v i r i : Z u h a l Ö z e r

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Translate »