Ön Yargı / Kişilik Bozukluğu / Beyin Leave a comment

Haftanın Sözü :

“Önyargıları kırmak atom çekirdeğini parçalamaktan daha zordur.”
-Albert EINSTEIN-

Haftanın Makalesi :

  “ ÇOKLU KİŞİLİK BOZUKLUĞU ”

 Son Yıllarda Karşılaştığımız En Büyük Psikolojik Problem :

Çoklu kişilik bozukluğu, kişinin bilinç düzeyinde birbirinden farklı en az iki kişiliğe sahip olması ve bu kişilik yapıları arasında geçişler yaşaması durumuyla karakterize olmuş olan psikolojik bir hastalıktır. Bu kişilik bozukluğu mutlaka bir travmayı ya da sarsıntıyı takiben ortaya çıkan bir tablodur. Daha çok çocukluk dönemi sırasında bilincin yeni oluştuğu ya da oluşmadığı zamanda travmalar yaşayan bireylerde ortaya çıkmaktadır. Bu travmalar fiziksel, cinsel ya da duygusal istismarlar sonucunda gerçekleşebilir. Bu istismarlar genellikle aile içinden ya da çocuğa bakan kişiden kaynaklanır. Nadir olarak görülen bu rahatsızlığın tanısı için kişilerin travma yaşamış olması gerekir. Davranış dalgalanmaları, huy değişimleri yaşayan insanların hepsine çoklu kişilik bozukluğu teşhisi konamaz. Hastaları içinde bulunduğu kişilik durumlarından en az ikisi sürekli olarak denetim altında tutar. Hastaları etkileyen bu kişilik sayıları genelde 5-10 kadardır. Bunların sayısı hastanın yaşadığı travmanın şiddetiyle orantılıdır. Kişiler bir kişilikten diğer kişiliğe genellikle ani olarak geçer. Hastaların yaşadığı kimlikler tanınarak, bu kimliklerin birleştirilmesi sağlanmalıdır. Çoklu kişilik bozuklukları hastalarda on yaşından itibaren etkili olmaya başlar, ilerleyen yaşlarda etkisini daha fazla gösterir.

Çoklu kişilik bozukluğu tanısı nasıl yapılır?

Bu kişilere kişilik testleri uygulanmalı, çevresinde olan kişilerle görüşmeler yapılmalıdır. Hastaların anlattıklarında birbirinden tutarsız davranışların olması, görüşme sırasında geçişlerin olması halinde, çevresindeki kişilerin anlattıkları tanı konulmasında faydalı olabilir. Bu rahatsızlıkta kişilik tabloları arasında geçişler olduğundan, altta bulunan kişilikler belirli dönemlerde ortaya çıkar ve bu dönemlerde kişide unutkanlıklar olabilir. Hastanın girdiği dönemdeki kişilik özelliklerinde neler yaptığını daha sonra hatırlayamaması durumu olabilir. Hastalar bunu hatırlayamadığından, kendisinde kişilik bozukluğu olduğunun farkında olmaz.

Çoklu kişilik bozukluğu nasıl tedavi edilir?

Travmayı ya da psikolojik kökenli bir sorunu takiben yaşanan bir kişilik bozukluğu bulunduğundan, hastanın öyküsünü almak gerekir. Bu sayede kişinin yaşadıkları geçmişe inilerek, tespit edilir. Rahatsızlığın tedavisi genellikle psikoterapi ile yapılmaktadır. Psikologlar ve psikiyatristler tarafından yapılacak seanslarla hastada olan parçalanmış kişilikler belirlenerek, bunların bütünleştirilmesine çalışır. Tedaviye ilaçların desteğiyle devam edilebilir. Bunun sistemli ve yoğun bir şekilde uygulanması gerekir.


Haftanın Kitabı :

”Keşfedilmemiş Benlik”
-Carl Custav JANG –

Keşfedilmemiş Benlik: Carl Jung’un toplumsal krizler ve bunların bireysel insan ruhuyla ilişkisi üzerine araştırması. Birey tek başına değişmedikçe toplumda hiçbir şeyin değişmeyeceğini anlatıyor.

“Sayısız yazar, kitapları ve makaleleriyle, Dr. Jung’un muhteşem görüşlerini açıklamaya çalıştı. Hepimiz başarısız olduk. Ama bu küçük kitapla, Keşfedilmemiş Benlik, Dr. Jung 83 yaşında, diğerlerinin yapmadığını yaptı. Meslek dışı, ama eğitimli herkes bu kitabı anlayabilir ve Jung’un temel görüşünü kavrayabilir. Okuyun.”
-Philip Wylie

“Jung’un genel okur için bu kadar önemli ve değerli bir kitap daha yazdığından kuşkuluyum.”
-J.B. Priestley

“Bugüne kadar Jung’un herhangi bir kitabını okumamış olanlar için çok iyi bir başlangıç sağlayan değerli bir kitap.”
-Denver Post

“Keşfedilmemiş Benlik sorgulayan bir kitap. Onu okurken, kendinizi dünyanın en büyük psikiatristlerinden birinin yanında oturuyor ve insanın en önemli sorunlarından birisi üzerine söyleşisini dinliyor gibi oluyorsnuz. Konuşma tarzında yazılmış, bu nedenle anlaşılması çok kolay. Jung’un en popüler kitabı olabilir.”
-Washigton Post

Devis’So Ekibi Yorumu :

Kölelik ve başkaldırı birbirinden ayrılmaz bir ikilidir. Dolayısıyla, iktidar çekişmesi, ve aşırı güvensizlik tepeden tırnağa tüm organizmaya yayılır. Dahası, kitleler içinde bulundukları, biçimden yoksun, kaotik ortamı telafi etmek için daima bir Lider üretirler ve tarihte birçok örneğini gördüğümüz gibi, bu lider mutlaka sonunda kendi şişirilmiş ego-algısının kurbanı olur.İnsandan ortaya çıkan ve kuşkusuz onun içinde yaşamaya devam eden kötülük öylesi dev boyutlardadır ki, bunun yanında kilisenin ilk günahtan bahsetmesi ve bunun Adem ile Havva’nın işledikleri görece masumane suça bağlaması neredeyse bir örtmecedir.


Haftanın Filmi :

PREDESTİNATİON

Daybreakers (2009) gibi vasat sayılabilecek bir gerilim-korku türünden sonra harika bir bilim kurgu filmi çeken Spierig kardeşleri ne kadar tebrik etsek azdır. Son dönemlerin en iyi bilim kurgu filmlerinden birisine imza atmışlar. Alışık olduğumuz klişe zaman yolculuğu hikayesinin boyunu değiştirmişler gibi görünüyor. Her şey Robert Heinlein’ın ortaya attığı “zaman” ya da “dede” paradoksu sayesinde oldu. “Eğer bir zaman makinesi icat edip geçmişe gittikten sonra dedenizi öldürürseniz ne olur?” Buna göre sizin doğmamış olmanız ve zaman makinesini hiçbir zaman icat etmiş olmanız gerekiyor fakat bazı fizikçilere göre bu durumda yeni bir zaman çizgisi oluşur ve dedesini öldüren kişi farklı bir kimlikle yeni yaratılan zaman çizgisinde hayatına devam eder. Metafiziğin önüne geçen filmlerin en başında geliyor. En ünlü paradoxları ve bilim adamlarını çatışmada bırakan harika bir eser.

http://www.hdfilmcehennemi.com/predestination-izle/


Haftanın Videosu :

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Translate »