Üç Beyaz: Un, Tuz, Şeker Leave a comment

ÜÇ BEYAZ NEDİR?

Yemeklerde kullanılan ve üç beyaz olarak adlandırılan; un, tuz ve şeker günümüzde uzak durulması gereken maddeler arasına girmiştir. Bunun sebebi aşırıya kaçan kullanımların oluşturduğu hastalıklardır. Aksine gerekli besin maddeleri içinde yer alan bu “üç beyaz”ı incelediğimiz yazıda yararları ve zararları ile sizlere rehber olmaya çalışacağız.

Un

Tahılların öğütülmesiyle elde edilen ince toza verilen addır. Başta ekmek ve hamur işleri olmak üzere pek çok gıdanın temel bileşenidir. Genellikle buğdaydan elde edilin toza denir. Arpa, yulaf, çavdar, mısır, nohut gibi bitkilerden elde edilen, yaygın olarak o tahılın adıyla birlikte mısır ve arpa unu biçiminde adlandırılır. Çeşitleri: buğday, çavdar, pirinç, kestane, nohut.

Tuz

Kimyada sodyum klorür (NaCl) ismiyle bilinen beyaz kristal yapılı bir bileşiktir. Sofra tuzu doğada, denizlerde çözünmüş halde, kaya tuzu şeklinde ve kurumuş iç denizlerin yataklarında bulunur. İnsan dahil tüm canlıların besin kaynağıdır ve yemeklerde tatlandırıcı olarak kullanılır.

Şeker

Şeker kamışı ve pancarından elde edilen bir madde. Hindistan ve Arap ülkelerinde, tropikal ve yarı tropikal bölgelerde yetiştirilmektedir. Yüzyıllardan beri insanların önemli gıda maddelerinden birisi olmuş ve 18. yüzyılın sonuna kadar sadece kamışından üretilmiştir. Şeker pancarı tarımı ve pancarından üretimi ise 19. yüzyılda başlamıştır. Tatlandırıcı olarak, ayrıca; unlu ürünler, dondurma, helva, reçel, marmelat, alkollü ve alkolsüz içecekler sanayilerinde kullanılır.

KULLANIM MİKTARLARI NASIL OLMALIDIR?

UN  

Temel besin maddesi olarak genellikle hamur işleri ve tatlılarda, ekmek yapımında kullanılır. Kullanım miktarı fazla olmamak kaydı ile günlük enerji ihtiyacımızın çoğunu karşılayabilir. Toplumumuzun olmazsa olmaz çay saatlerinde hamur işleri ve kekler fazla tüketildiğinde kişiye kilo ve mide rahatsızlığı olarak geri dönebilir.

TUZ

Günlük kullanımı için önerilen miktar 2-3 gramdır. Ancak Türk toplumu olarak bu maddeye olan sevgimizin yüksek olduğunu düşünürsek ülkemiz için 5-15 gram sınırlandırmasına gidilebilir.

Tuz kullanımı kişinin fizyolojik ve sosyal koşullarına göre değişiklik gösterebilir. Rahat ortamda çalışan kişilerin, zor ve sıcak ortamlarda çalışanlara göre daha az tükettiği görülmektedir. Aşırı idrar kaçıran, terleyen ve ishal olan kişilerin de yiyecek ve içeceklerinde bol bol tüketmeleri gerekir. Yeşil yapraklı sebzeler, süt, et ve yumurta gibi besinlerde bulunur.

ŞEKER

Tek başına kullanıldığında enerji oluşturmayan bu maddenin aşırısı da zararlı. Bu nedenle “boş kalori kaynağı” olarak adlandırılır. Diş çürümelerine engel olmak için de çok tüketilmemeli ve ağız temizliğine önem verilmelidir. Yoğurt ve meyve tüketmek bu ihtiyacı karşılayabilir.

”ÜÇ BEYAZ” IN ZARARLARI NELERDİR?

 

     UN

 

Bilindiği üzere tahılların öğütülmesiyle ortaya çıkan toza un diyoruz. Özellikle buğday ununu ise günlük hayatımızda sıkça tüketmekteyiz. Hamur işleri de dahil olmakla birlikte tahmin edebileceğiniz gibi en çok da beyaz ekmekten buğday ununu almaktayız.

  • Peki buğday veya buğday unu zararlı olduğu için mi beyaz ekmek bu kadar kaçınılması gereken bir gıdadır?

Kesinlikle hayır. Aksine buğday; geniş bir yelpazede cilde fayda sağlar, saç sağlığını korumanın yanında, enerji deposudur ve aynı zamanda kalp sağlığına ve göz sağlığına da katkıda bulunur.

Ancak burada değineceğimiz asıl kilit nokta şudur: ‘’rafine un’’. Yani belli başlı işlemlere tabi tutulmuş bir ürün.

  •  Neden un rafine edilir?

Raf ömrünün uzun olması ve daha yumuşak olması için. Rafine işlemi, buğdayın E ve B vitaminleri bakımından zengin olan ruşeym kısmını uzaklaştırdığı için besin değerlerini kaybetmiş bir ekmek yemiş oluruz aslında.

  • O halde ne yemeliyiz?

Beyaz ekmeğe alternatif olarak çavdar ekmeği, tam buğday unlu ekmek, kepek ekmeği, kuru üzüm ve fındık gibi besleyici gıdalarla zenginleştirilmiş ekmekleri tüketebilirsiniz.

     TUZ

 

Yıllar öncesinde, tuzun gıdaları saklamada önemli bir etkisinin olduğunu gözlemleyen insanoğlu, zamanla tuzu yemeklerine de katıp bu şekilde tüketmiş ve böylece damak zevki de gittikçe değişmeye başlamıştır. Günümüzde ise yemeklerimizin vazgeçilmezi olan tuz, işlenmiş haliyle küçücük görünse de aslında görüldüğü kadar masum değil ne yazık ki.

Kararında tüketilen işlenmemiş doğal tuzun, vücudun asit-baz dengesini koruyucu özelliğinin olmasının yanı sıra içerdiği iyot sayesinde tiroit bezinin çalışmasını düzenleyerek, düşük tansiyonlu bireylerin tansiyonlarını yükseltici etkisi olduğu bilinmektedir.

Ancak daha önce de bahsetmiş olduğumuz gibi, tuzun da rafinesi bulunmakta ve birçok hastalığa davetiye çıkarmaktadır. Beyazlatılması ve katılaşmasını önlemek amacıyla eklenen katkı maddeli, fabrikasyon ürünü olan tuzun aşırı alımı sonucu karşılaşılabilecek zararları kısaca şu şekildedir:

  • Damarlardaki basıncı artırarak, damarların büzülmesine yol açmaktadır.
  • Kalbin ritmini bozar, kalp yetmezliği ve kalp krizi için de risk yaratmaktadır.
  • Mide kanserine eğilim yaratıp, astım krizlerini de uyarmaktadır.
  • Organizmada yararlı olan “kalsiyumun” yok olmasına sebebiyet vermektedir.
  • Şişmanlığa ve omuriliğin kireçlenmesine neden olmaktadır.
  • Bilmelisiniz ki, 1 gram tuz vücutta 250 gram su biriktirmektedir.

Günlük alımının yaklaşık 5 mg civarında olması öngörülen tuz, Türkiye’de ortalama 15-20 mg alınmaktadır.
Bu oranı azalttığımız takdirde felç riskini %23,
kalp krizi riskini de %17 oranında azaltacağımız, yapılan çalışmalar arasındadır.
Gıdaların doğal olarak içerdiği tuz nedeniyle hiç tuz eklemeden pişirilen yemeklerden bile günde 3 gram civarında tuz alınmaktadır.

Tuzu azaltmak için bazı ipuçları:

  • Yemeklerinizi tatlandırmak için tuz yerine farklı baharat çeşitlerini tercih edin.
  • Tuz kullanacak olsanız bile tuz kaşığını kullanmak yerine az bir tutam atın.
  • Yemeğin tadına bile bakmadan elinize tuzluğu almayın.

    ŞEKER

    Şekerin beyaz toz haline getirilmiş hâli genellikle GDO’LUDUR. Şeker başka formlarda da bulunabilir. Mısır şurubu, bal, akçaağaç şurubu gibi şekerin tüm formları vücudu bir şekilde etkilemektedir. Vücut çok yüksek miktarda işlenmiş şekeri kaldıramaz. Vücuttaki temel organlar bu kalitesiz şekerin tüketimiyle ciddi zarara uğrayabilir.

Şeker Tüketiminin Yan Etkisi

Yemeklerde aşırı şeker kullanımı sağlıklı bir alışkanlık değildir. Fakat sadece az sayıda insan şekeri uygun miktarlarda kullanırken çoğu insan fazla miktarlarda kullanır. Başka bir deyişle insanlar genellikle sadece şekerden ekstra 500 kalori almaktadır. İnsanlar şekerin sağlığa faydalı olmadığını bilir fakat fazla şeker tüketiminin zararının çok fazla doymuş yağ, trans yağ ve tuz tüketimi kadar zararlı olmadığını düşünürler. Bu inanış tamamen yanlıştır.

Şekerin birtakım şaşırtıcı fakat zararlı etkileri vardır.

1. Şeker Kalbe Zarar Verir

Fazladan şeker tüketimi kalp hastalıklarına yakalanma riskini artırır.
Elde edilen verilere göre şeker kalbin pompalama mekanizmasını etkilemekte ve kalpte arıza riskini artırmaktadır. Şeker temel olarak kalp krizinden sorumlu kötü kolesterolü ve trigliseridleri (bir çeşit yağ asidi) artırır.

2. Şeker Göbek ve Bel Çevresi Yağlarını Artırır

Günümüzün en önemli sağlık sorunlarından biri obezitedir. Çocuklardaki obezite vücudun belli yerlerindeki yağ birikiminin sonucudur. Bunun bir nedeni fruktoz yüklü içecekler ve meşrubatlardır. Aşırı fruktoz alımı (fakat glikoz alımı değil) öncü yağların olgunlaşmasına neden olur. Bu yağlar bel çevresinde birikerek gelecekteki kalp hastalıklarının ve diyabetin riskini artırır. Şeker ayrıca kilo alımını, yeme arzusunu ve uyuma zorluklarını artırır.

3. Şeker Sessiz Katildir

Obezite her hastalığın öncüsüdür ve obezitenin temel nedeni aşırı şeker tüketimidir. Aşırı fruktoz alımı leptin direncini de artırır. Leptin bize yeterli miktarda yemek aldığımızı bildiren bir hormondur. Buradaki problem ise genellikle beyinden gelen bu sinyali dikkate almayız. Şekerin sessiz katil olarak adlandırılmasının nedeni ise yol açtığı hastalıklara haber vermeden yani belirtiler göstermeden neden olmasıdır.

4. Şeker Bağışıklık Sistemini Zayıflatır

Bağışıklık sistemimiz hastalıklara karşı vücudumuzun en önemli güvenlik mekanizmasıdır. Yüksek miktarda şeker alımı çalışmalara göre bağışıklık sisteminin bakterilere, virüslere, parazitlere ve çeşitli mikroorganizmalara karşı mücadele yeteneğini önemli ölçüde zaafa uğratmaktadır. Bir insanın her yemekte şeker kullandığını varsayarsak bu insanın bağışıklık sistemi her bir günde kapasitesinin yarısı kadar güçle işlevini yerine getirir.

5. Şeker ve Alkol Vücutta Karaciğere Karşı Aynı Toksik Etkiyi Gösterir

Bilim adamları ihtiyaç fazlası alınan fruktoz ve glikozun tıpkı alkol gibi karaciğere aynı zehirleyici etkiyi yapmaktadır. Şeker alkol gibi karaciğer üzeride kronik etkilere yol açmaktadır. Elde edilen verilere göre karaciğer hasarı aşırı kalori ya da kilo artışı olmadan da ortaya çıkabilmektedir.

6. Şeker Kronik Hastalıkların Öncüsüdür

Fazla miktarda ve sürekli şeker tüketimi kandaki insülin miktarını artırır. İnsülin pankreas tarafından kan şekerini artırmak için salgılanan bir hormondur. Şeker ne kadar fazla tüketilirse pankreas o kadar insülin salgılar.

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Translate »